Ölüm kokan parfüm! Rus casusların çöpe attığı şişe nasıl felaket getirdi?

Img
Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

İngiltere’nin Amesbury kasabasında sakin bir yaz günüydü. Sokaktaki bir hayır kurumu kumbarasını (kıyafet ve eşya bağış kutusu) karıştıran Charlie Rowley, gözüne küçük bir karton kutu kestirdi. Kutunun içinde, plastiğe sarılı, üzerinde dünyaca ünlü Fransız markasının adının yazdığı bir parfüm şişesi vardı. Birinin yanlışlıkla ya da artık kullanmak istemediği için bu pahalı parfümü çöpe attığını düşünen Rowley, büyük bir sevinçle kutuyu aldı. Amacı, sevgilisi Dawn Sturgess’a güzel bir sürpriz yapmaktı.

Çöpe atılan veya bağışlanan eşyalar arasından ‘hazine’ bulmak, Rowley’nin en büyük hobilerinden biriydi. Yıllar içinde bu şekilde televizyonlar, beyaz eşyalar bulup tamir etmişti. Ancak 2018 yılının o Haziran gününde asıl amacı başkaydı; sevgilisine evlilik teklif etmek için kimsenin fark etmeden attığı bir yüzük bulmayı umuyordu.

Rowley CNN’e verdiği röportajda o günleri, “Dawn bana sık sık bir evlilik yüzüğü almamdan, özellikle de safir bir yüzük istediğinden bahsederdi” sözleriyle anlatıyordu.

Ancak Rowley’nin bilmediği ölümcül bir gerçek vardı: Bulduğu o şişe, Rus istihbaratının sadece üç ay önce, yakınlardaki Salisbury şehrinde eski bir Rus casusunu zehirlemek için kullandığı askeri düzeydeki kimyasal sinir gazının ta kendisini barındırıyordu. Bu masum hediye; uluslararası bir casusluk savaşının, dünyadan habersiz iki sivil kurbanı olan Dawn Sturgess’ın ölümü ve Charlie Rowley’nin bitkisel hayata girmesiyle sonuçlanacak trajik bir zinciri tetikledi.

Gözünü açtığında hiçbir şey hatırlamıyordu

Gerçek, güzel bir hediye olduğunu düşünmüştüm. Dawn da görünce çok sevindi. Ama her şey çok kısa sürede, çok feci bir şekilde ters gitti” diyerek anımsıyor Rowley ve ekliyor:

Parfümü sıktı, kokladı ve bileğine sürdü. Çok kısa bir süre sonra tuhaf hissettiğini söyledi. Başının ağrıdığından şikâyet etti, ardından tamamen tepkisizleşti. Onu ayıltmaya çalıştım. Her şey gözümün önünde ağır çekimde yaşanıyor gibiydi.

Aynı günün ilerleyen saatlerinde, Sovyet dönemi üretimi olan Noviçok adlı sinir gazı Rowley’nin vücudunu da ele geçirmeye başladı. Sırılsıklam ter içinde kalan, oturduğu yerde sallanarak anlamsız kelimeler mırıldanan Rowley, kısa süre sonra komaya girdi. Haftalarca hastanede yaşam mücadelesi verdi. Uyandığında ilk başta ne olduğunu bile hatırlamıyordu. Taburcu olduktan sonra ise felç geçirdi ve yeniden uzun bir tedavi sürecine girmek zorunda kaldı.

Bu korkunç olay, sıradan bir İngiliz vatandaşını Rus ve İngiliz istihbarat servislerinin küresel hesaplaşmasının tam ortasına fırlattı.

Olayın üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen Rowley, bugün hala yaşadıklarını kelimelere dökmekte zorlanıyor. Yeni yayınlanan ‘The Salisbury Poisonings: A Spy Next Door’ (Salisbury Zehirlenmeleri: Yan Dairedeki Casus) adlı belgeselde konuşan Rowley, anlatırken sık sık duraksıyor, gözleri yaşlarla doluyor: “Bunu hep aklımın arkasına itmeye çalıştım. Benim ya da Dawn’ın başına böyle bir şey geleceğini hiç tahmin etmezdim. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı” diyor.

Şişedeki tuhaflığı fark etmişti ama…

Çift, evsizler için hizmet veren bir sosyal tesiste tanışmış ve yaklaşık bir yıldır birlikteydi. Rowley yeni bir eve taşınmış, sevgilisi Dawn’ın da yanına taşınması için evi hazırlıyordu. Hayatları oldukça sadeydi; en büyük eğlenceleri sokaktaki bağış kutularından çıkan ‘hazinelerdi’.

Rowley, “Çöp kutularını karıştırırken görülmenin utandırıcı bir yanı vardı elbette, ama çoğu zaman ödülünü alıyordum. Dawn için her zaman en alttaki torbalara kadar kazardım, belki o safir yüzüğü bulurum diye” diyor.

28 Haziran günü, yani şişeyi bulduktan iki gün sonra, Rowley hediyesini sevgilisine verdi. Bir cumartesi günü öğle saatlerinde televizyon izliyorlardı. Dawn markayı hemen tanıdı ve çok heyecanlandı.

Rowley, o an şişeyle ilgili tuhaf bir detay fark ettiğini hatırlıyor: Parfümün püskürtme mekanizması şişeye takılı değildi, kutunun içinde ayrı duruyordu. Kapağı açıp mekanizmayı şişeye kendisi monte etmek zorunda kalmıştı.

Dawn parfümü sıktı, kokladı ve bileğine sürdü. Sıvının yağlı bir dokusu vardı ve hiçbir kokusu yoktu. Rowley o an içinden “Çok garip, hiç kokusu olmayan bir parfüm” diye geçirdiğini söylüyor.

Kısa süre sonra Dawn kendini iyi hissetmediğini belirterek banyoya gitti. Az sonra banyodan büyük bir gürültü duyuldu. Rowley içeri girdiğinde sevgilisini küvetin içinde baygın halde buldu ve hemen ambulans çağırdı. Rowley, o anı “Bir dakika önce Dawn ile konuşuyordum, bir dakika sonra bambaşka biriydi, tepki vermiyordu. Tamamen panik moduna geçtim, ne yapacağımı bilemedim” diye anlatıyor.

Tam 10.000 insanı öldürebilecek güçte

İlk yardım ekipleri Dawn’ı hızla hastaneye kaldırdı. Durumun Rus casusluğu ve kimyasal silahlarla ilgili olduğundan habersiz olan Rowley, sevgilisinin arkasından hastaneye gitmeden önce evdeki birkaç işini halletmek istedi.

Rowley, yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle dile getiriyor: “Keşke onunla ambulansa binip gitseydim. Onun için makyaj malzemesi, kıyafet, birkaç parça eşya koyduğum bir çanta hazırlamayı planlıyordum. Ama her şey o kadar hızlı gelişti ki…”

Rowley, sevgilisini bir daha asla canlı göremedi. Dawn’ın hastaneye kaldırılmasından sadece 5 saat sonra, aynı adrese bu kez Rowley için bir ambulans daha geldi. İşlerini bitirip eve döndüğünde zehir onun da vücuduna yayılmıştı. Dawn Sturgess hastanede 10 gün sonra, 44 yaşında hayatını kaybetti. Charlie Rowley ise o sırada komadaydı.

İngiltere’nin eski Terörle Mücadele Polis Şefi Neil Basu, belgeselde dehşet verici bir gerçeği açıklıyor: “O küçük parfüm şişesinin içindeki zehir, tam 10.000 insanı öldürebilecek güçteydi.”

Salisbury’nin ölümcül sırrı: Eski bir Rus ajanı

Yaklaşık 44 bin nüfuslu, tarihi ve kartpostalları andıran görüntüsü ile Salisbury şehri, uluslararası bir casusluk skandalının merkezi olmaya en son aday gösterilecek yerlerden biriydi. Ancak olaylar adeta bir soğuk savaş romanından fırlamış gibi gelişti.

2018’in Mart ayında, şehir merkezindeki bir alışveriş alanında, bir bankta yarı baygın halde çökmüş iki kişi bulundu. Bu kişiler, İngiliz dış istihbarat servisi MI6 adına casusluk yapmakla suçlanan eski bir Rus askeri istihbarat albayı Sergei Skripal ve Moskova’dan kendisini ziyarete gelen kızı Yulia Skripal’dı. Onlara ilk müdahaleyi yapan bir İngiliz polis memuru da ağır şekilde zehirlenerek hastaneye kaldırıldı.

İngiliz dedektifler, baba ve kızın Sovyetler Birliği tarafından geliştirilen askeri düzeydeki kimyasal sinir gazı Novichok ile zehirlendiğini tespit etti. Soruşturmaya göre, Rusya askeri istihbaratına (GRU) bağlı iki ajan sahte kimliklerle İngiltere’ye gelmiş, zehri Skripal’ın evinin dış kapı koluna sürmüş ve aynı gün uçakla Moskova’ya geri dönmüştü.

Salisbury sokakları bir anda koruyucu beyaz tulumlar giymiş adli tıp uzmanları ve askerlerle doldu. Parklar, restoranlar, kiliseler karantinaya alındı. Şehirde büyük bir panik dalgası yayıldı. Skripal ve kızı haftalarca yoğun bakımda kaldıktan sonra mucizevi bir şekilde hayatta kalmayı başardı ve daha sonra yeni kimliklerle gizli bir yere yerleştirildi.

Bu olaydan üç ay sonra, şehir tam normale dönmeye başlamışken, Salisbury’nin hemen kuzeyindeki Amesbury kasabasında Charlie Rowley, o suikast girişiminde ajanların sokağa fırlattığı parfüm şişesi görünümlü ölümcül tuzağı buldu ve kâbus yeniden başladı.

“Adalet aramaktan vazgeçtim”

O dönemde de Rusya Devlet Başkanı olan Vladimir Putin, İngiltere’nin suçlamalarını “saçmalık” olarak nitelendirerek reddetti. Şişeyi atan Rus ajanlarının kimlikleri İngiliz istihbaratı tarafından fotoğraflarıyla deşifre edildi. Ancak ajanlar, Rus televizyonuna çıkıp Salisbury’ye sadece “ünlü katedralin 123 metrelik yüksek kulesini görmek isteyen masum turistler” olarak gittiklerini iddia ettiler. Rusya suçluları iade etmediği için iki ajan hiçbir zaman tutuklanamadı.

Charlie Rowley ise komadan uyandığında acı gerçeği doktorlardan öğrendi: Sevgilisini öldüren şey, kendisinin ona doğum günü/nişan hediyesi gibi büyük bir sevinçle verdiği o parfüm şişesiydi.

Rowley, “Korkunç bir şok yaşadım. Dawn’a hediye olarak verdiğim şişeydi o. Kendimi inanılmaz derecede suçlu hissettim ve hala bu suçluluk duygusuyla başa çıkmakta zorlanıyorum” diyor.

Rowley bugün hala Salisbury yakınlarında, zehrin vücudunda bıraktığı kalıcı hasarlarla yaşıyor. Sol kolunu büyük oranda kullanamıyor, görme ve denge sorunları yaşıyor, hafızası ise hiçbir zaman tam olarak yerine gelmedi.

Olaydan bir yıl sonra net bir cevap alabilmek umuduyla Londra’daki Rus Büyükelçisi ile bizzat görüşen Rowley, aradığı adaleti orada da bulamamış: “Gerçeği ilk ağızdan duymak istemiştim. Ama hiçbir cevap alamadım, sadece topu taca atan bahaneler sundular. Artık bir adalet beklentim kalmadı. Bu durum benim boyumu aşar, artık yapabileceğim hiçbir şey yok.”

yok

Author: Burak Aydın